24 Ağustos 2013 Cumartesi

Burgaz'ın Kalpazankaya'sı

Bugün sizlere, İstanbul’un cennet köşelerinden – ki gitgide sayıları azalıyor ve cennet dediğime bakmayın, artık İstanbul’da yaşayanlar için yeşilin olduğu, egzos dumanının olmadığı hele bir de buna deniz kokusunun eklendiği her yer cennet köşe sayılabiliyor - bahsedeceğim. Bir arkadaşımla beraber kararlaştırdık İstanbul’dan kaçarak Prens’leri ziyaret etmeye. Sabah güzel bir kahvaltının ardından kendimizi Kabataş’a atıverdik. Atıverdik diyorum çünkü 12:30 vapuruna yetişmek istediğimizden biraz acele ettik ve yetiştik de teorik olarak. İskelede yoğun kalabalık benim beklediğim bir durumdu ama vapurun olmayışı bizim için sürpriz oldu. Yapılan anonslar 12:30 vapurunun kapasitesinin dolduğu ve 13:30 vapurunun kalkacağı yönündeydi. İskele içinde bekleşirken neredeyse pestil kıvamına geldik, sıcak ve kalabalık yüzünden. Arap ve Körfez ülkelerinden gelen turistlerin sayısının çokluğu hemen göze batıyordu, zaten Adalar gözde mekanlarından. Neyse ki deniz işletmeleri halimize acıdı sanırım ve 15 dakika gecikmeli de olsa kendimizi iskeleye yanaşan vapura binerken bulduk. Vapur Kadıköy’den binen yolcularla beraber hınca hınç doluverdi. Deniz üzerinde vapurun çıkardığı beyaz köpüklerle beraber yol almak ve biçimsiz beton yığınlarını geride bırakmak gerçekten bir zevk. Bu zevke denizlerin prensleri  yunusların eşlik etmesi bizi daha da mutlu etti. Bir de hava bu kadar bunaltıcı ve sıcak olmasa.
 
İnsanoğlunun doğaya ne kadar zarar verdiğini, nasıl biçimsiz bir yaşam sürdüğünü bir kez daha, kuvvetli bir biçimde anlıyoruz İstanbul’un halini denizden görünce, özellikle Anadolu yakası tam bir beton yığını halinde. Vapur yol alırken, sıklıkla aklımızdan sıcağın bunaltan etkisinden kurtulmak için kendimizi denize atma fikri geçse de sabrediyoruz. Vapur, ilk olarak Kınalıada’ya uğruyor. Kınalıada plajları neredeyse tamamen dolu. Vapur yanaşırken iskele yanında kıyı boyunca sıralanmış plajlarda şezlong ve şemsiyelerin sayısından ve denizdeki insanlardan bunu anlamak mümkün. Benim hiç ummadığım bir kalabalık Kınalıada’da vapurdan indi, vapur resmen yarı boşaldı diyebilirim. Diğer kesimin büyük bir kısmı Heybeliada ve Büyükada yolcusuydu. Biz, Prens Adaları’nın ikinci durağı Burgazada iskelesinde vapuru terkettik. İlk defa Burgazada’ya geliyordum ve iskele’ye ayak basar basmaz içimi bir sakinlik kapladı diyebilirim. İstanbul’dan uzakta bir tatil beldesine, sahil kasabasına gelmiş hissi veriyor insana Burgazada. Adanın merkezinde market, pastahane ve restoranlar var, ama öyle büyük market zincirleri beklemeyin. Vapurdan inenlerin ilk durağı, market ve pastahane oluyor tabii. Herkes yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılıyor. İskeleden biraz yürüyünce adayı tarifleyen bir tabela ve hemen yanında danışma hizmeti veren bir bayan var. Kalpazankaya’ya gitmeye niyetlendiğimiz için tabelada o yönü gösteren oku takip etmeye karar veriyoruz. İskeleden çıktıktan sonra sağ tarafınızda kalan sahil yolunu takip ederseniz Kalpazankaya’ya ulaşabiliyorsunuz. Yol boyunca beton zemine, çakıl taşları üzerine, şezlonga uzanmış güneşlenen ve denize giren insanlara rastlamak çok normal. Yeşil kalabilmiş ve doğası fazla tahrip edilmemiş bir yer Burgazada. Faytonlardan dolayı at pisliklerinin kokusu ve çam ağaçları size bunu hemen hatırlatıyor.
 
Yol boyunca yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüşe hazır olmalısınız. Merkezden kiralayabileceğiniz bisiklet veya faytonlarla da Kalpazankaya’ya ulaşmanız ve ada çevresini gezmeniz mümkün. Yolda yürürken değişik isimli plaj tabelalarıyla karşılaşabilirsiniz. Bazı plajara yoldan saparak patika ile iniyorsunuz. Şezlong ve şemsiye ücret ile kiralanabiliyor buralarda. Dikkatimizi özellikle Cennet Koyu ismi verilen plaj çekti. Patika bir yol ile iniliyor, büyük ve sakin bir plaj. Adalar içerisinde en güzel deniz ve plajların Burgazada’da olduğu söylenir - Ege ve Akdeniz’i görenler beklentilerini yüksek tutmasınlar yine de - bilenlerin tercih ettiği bir ada burası. Kalpazankaya plajı hariç diğer plajlarda yiyecek ve içecek temin etme şansı pek yok, bunu belirtmeliyim ki, eğer yolunuz bu adaya düşerse merkezdeki marketten alışverişinizi yapın. Yol boyunca yürürken eski taş evleri, küçük çay bahçesi tarzı işletmeleri, fayton atlarının beslendiği ve faytonculukla uğraşan ailelerin yaşadığı evleri görebilirsiniz. Eski bir kilise ve önündeki geniş taş bina dikkatinizi çekecektir.
Yolun sonunda Kalpazankaya'ya ulaşıyorsunuz. Kalpazankaya aslında bir mesire yeri. İçerisinde güzel bir restoran ve hemen aşağısında kayalık bir koy ve plaj yer alıyor. Plaja giriş için bilet karşılığı 5 TL ücret ödeniyor. Plajda şezlong ve şemsiye kiralanabiliyor ve duş almak istiyorsanız 3 TL ücret ödüyorsunuz. Açık denize bakan koy, bir kayanın himayesinde, nispeten dalga almıyor. Taşlık bir plaj, temiz bir denizi var, gerçi yüzerken görmediğiniz ama dokunduğunuz sanırım alg ve benzeri canlılar olabiliyor, doğal yaşama saygı:) . Yüksek beton bir iskele üzerinden denize atlayabiliyorsunuz veya beton zeminden ve iskele yanından denize girebiliyorsunuz. İnsanlar tekneleri ile buraya gelip, botlarla karaya çıkıyorlar ve restorantta yemek yiyorlar. Kalpazankaya Restaurant, balık ve ev yemekleri ile ünlü. Biz tercihimizi balıktan yana kullandık. Bir çok meze çeşidi var, Ahtapot salatası, deniz börülcesi, uskumru salamurayı tercih ettik meze olarak, balık tercihimiz ise levrek oldu. Kır restoranı havasında bir yer ve çok güzel bir manzaraya sahip. Özellikle gün batımını burada izlemek bir başka. Romantik bir atmosfer istiyorsanız tam yeri. Gün batımı saati özellikle çok kalabalık oluyor. Ön masalarda rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim, hele de günlerden Cumartesi ve Pazar ise.
Burgazada, şehrin gürültüsü ve stresinden uzaklaşmak, dinlenmek, ciğerlerinize oksijen çekmek ve midenizi şenlendirmek kısacası huzur bulmak için bire bir. Hatta bir gece konaklamak güzel olabilir. Diğer adalar gibi çok kalabalık da olmuyor:)
Kalpazankaya'da gün batımını canlı görmelisiniz, o yüzden fotosunu koymuyorum:)
 
 

1 yorum:

  1. Ben orada buyudum. orada denize girdim yemek yedim asik oldum, unutulmaz anilar, simdi bir baba anneyim yasadiklarimi anlatiyorum ve hatiralarimla yasiyorum,mutluluk dolu gunler unutulmaz aklimdan silinmeyecek olene kadar

    YanıtlaSil