Bugün biraz olsun farkındalık yaratmak adına, son zamanlarda
kullanımı yaygınlaşan bir kavram hakkında derlemiş olduğum bilgileri paylaşmak
istedim. Bahsetmiş olduğum modern
dünyanın vebası olarak adlandırılan “mobbing” kavramı.
Artık herkes her şeyi mobbing diye çağırır hale geldi. İş
hayatında herkes mobbing’e maruz kalır ve mobbing yapar algısı oluştu. Aslında,
“Mobbing” kavramının en dibine indiğimizde karşımıza Avusturyalı hayvan bilimci
olan Konrad Lorenz çıkıyor. Bu uzman 1960’lı yıllarda ilk olarak mobbing ile “küçük
hayvan gruplarının büyük bir hayvana karşı toplu şekilde atağa kalkması”
durumunu anlatmaya çalıştı. Yıllar sonra
söz konusu kavram hayvanların dünyasından çıkıp iş dünyasına bir yıldırım gibi
düştü. Lorenz’den sonra özellikler Amerika merkezli yürütülen örgütsel
araştırmaların ışığında, işyerlerinde başarısı, bilgisi ve olumlu tavırları nedeniyle
sevilen bir çalışana, tehdit oluşturduğu düşüncesiyle, bir ya da birkaç kişinin
çeteleşerek uyguladığı kasıtlı yok etme amacı taşıyan, sistematik ve asgari
altı ay, ortalama 15 ay süren duygusal eziyet içeren vakalara ve yıldırmalara
(çalışanın olanakları, eğitimleri ve bütçesinin kısıtlanması, yükselmesinin
engellenmesi, toplantılara çağrılmaması, dedikodu yoluyla hayali anlaşmazlıklar
yaratılması gibi...) mobbing adı veriliyor.
Mobbing’in Türkçe karşılığı “psikolojik yıldırma ve kuşatma”dır.
Mobbing kavram olarak diğer bir çok kavramla karıştırılmaktadır. Mobbing’i daha
iyi algılamak ve yanlış adımlar atmamak için bu karışıklığa bir göz atalım
isterseniz.
Mobbing;
Mobbing;
“Bullying” ile karıştırıldı. Oysa bullying okullardaki
örgütsel şiddet vakalarına, mobbing işyerlerindeki vakalara denir. Bullying,
çocuklardan kurulu bir grubun yalnız bir çocuğa tavır alıp zarar vermesini
tanımlamak için kullanılır ve sıkça mobbing ile karıştırılır. Bullying içinde
fiziksel şiddet barındırırken, mobbing
daha sofistike tavırların benimsendiği, fiziksel değil psikolojik baskı
ve yıldırma politikalarının takınıldığı işyeri psikolojilerini tanımlamada
kullanılır.
“İşyeri stresi” ile karıştırıldı. Beyaz yakalılar arasındaki
rekabet, kişisel hırslar, kaprisler iş hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır ve
bu hiçbir zaman sıfırlanmaz. Amerikalıların “ofis politikası” dedikleri
stratejide bu tip sürtüşmelerin bir minimumda tutulmasına çalışılır. Hep
biliriz ki, tartışma ve kıskançlık inasnın doğasında vardır ve gelir geçer; bu
tür davranışlar mobbing’in kaynağını oluşturmazlar. Buna ancak “işyeri stresi”denebilir.
Mobbing’de davranışın kaynağı olarak olaya değil, kişiye odaklanılmakta ve
sistematik bir “yok etme” amaçlanmaktadır.
Bir “başarısızlık bahanesi olarak” özellikle karıştırıldı. Performansı
düşük, potansiyeli ve yetkinlikleri sınırlı çalışanlar da başarısızlığını içsel
değil dışsal nedenlere bağlayarak mobbing’e uğradığını sıklıkla belirtmeye
başladılar. Ancak, mobbing mağdurlarının azımsanamayacak bir çoğunluğunun üstün
özelliklere sahip; zeki, yaratıcı, başarı odaklı, kendilerini işine adamış, iyi
eğitimli, idealist kişiler olduğu görüldü. Özellikle yaratıcılık tarafı
gelişmiş olan kişilerini getirdikleri yeni fikirleri, yabancı dilleri ve
vizyonları yüzünden, taşların fazla oynamasını istemeyen, gelenekçi, statükocu
eski yöneticiler tarafından yıldırma politikalarına maruz bırakıldığı
anlaşıldı.
Mobbing; sistematik
olarak bireyin iş yaşamında tacize uğramasıdır ve bir insanlık suçudur. Mobbing’de,
davranışın kaynağı olarak olaya değil, kişiye odaklanılmaktadır. Kasıtlı olarak
yapılmasıi sistematik olarak tekrarlanması ve uzun bir zaman devam etmesi
halinde mobbing koşulları oluşmuş olur. Mobbing hiçbir zaman fiziksel veya
somut olarak devam etmez, daha çok sinsi ve sofistike bir psikolojik kuşatmadır.
Mobing ilk aşamada, “kurbanı tanımlama” ile başlar. Kurban, genelde , işinde
iyi , farklı, yaratıcı, enerjisi güçlü, ışığı parlak, sevilen biri olduğu için
dikkati çeker. İkinci aşamada, “kurban hakkında anlaşmazlık karakterize
edilerek” bir senaryo yazılır. Genelde kurumsal apoletlerin sponsorluğunda
yapılan bu senaryonun gücü ölçüsünde “kurbana karşı aynı olumsuz duyguyu
paylaşanlar varsa, bunlar, hazırlanan senaryonun etrafında toplanır.” Bu
aşamalara kadar kurban hiçbir şeyin farkında değildir. Burada söz konusu olan
düello değil, pusu formatıdır.
“Takım tamamlanınca ekip kurbana karşı eyleme ve psikolojik
saldırı” aşamasına geçer. Kurban, sistematik olarak kuşatılır. Süreç ortalama
15 ay sürer. Kurban için bu süreç son derece sancılıdır. Süreç boyunca kurban
dirayetli çıkar, istifa etmeyip direnirse apoletlerin gücü ile bu kurgu bu kez
kurumsal platforma taşınır. Kişiliğinden, performansından dolayı kurban leke
taşımayacak kadar iyi olabilir. Bu durumda, kurban, ilgili kurumsal birimler
tarafından “Etik” adı altında gri bir alana çekilir. Pusu sahiplerinin bile
inanmadığı, anlamsız nedenlerle yapılan sipariş doğrultusunda kurbanı yok etme
adına paketleme ve etiketleme yapılır. Son aşamaya gelinir ve “kurbanın işine
son verilir.”
Mobbing’den hiçbir şekilde çıkış yoktur, ya istifa edersiniz
ya da iş akdiniz fesh edilir. Üçüncü bir seçeneğiniz yoktur. Çalıştığınız kurumun
insan kaynakları kalitesi zaten bu ortamı yaratmışsa üçüncü bir seçeneğe de
zaten sizin de ihtiyacınız olmayacaktır.
Örnek bir senaryo üzerinde çalışalım. Başarılı bir beyaz yakalı yöneticisiniz, bir sabah
uyandınız. Kahvaltınızı yapıp işe gittiniz. Gazetenizi açtınız ve okuyorsunuz.
Telefonunuz çaldı ve yöneticiniz sizi yanına çağırdı. Yanına gittiniz, kalktı
kapısını kapattı. Ardından, yönetim olarak sizle çalışmak istemediklerini
belirtti. Neden bile belirtmeden... Nedenini siz sorduğunuzda ise, üretilmiş
kendisinin bile inanmadığını belirttiği ilgisiz bir bahaneyi de kuyruğuna
bağladı. (Bu arada, büyük ihtimalle asgari altı aydır kurumsal apoletlerin gücü
sayesinde, İnsan Kaynakları Birimi ile hakkınızda nasıl bir çuval senaryosunun
üzerinde çalışmakta olduklarına ilişkin hiç renk vermeden...). Bu senaryoda, çeşitli
roller oynanabilir.
Uğradığınız haksızlık karşısında duygusal patlama yaşayarak
belki de ağzınızdan size yakışmayacak sözler de çıkabilir. Sonrasında belki
ilgili birimlere size yapıştırılan sanal suçtan aklanmak ve kendinizi ifade
etmek çin harekete geçebilirsiniz. Birimlere uzanan telefonların boş çaldığını,
görüşme talebinize de kayıtsız kalındığını veya beklenen ziyaretiniz için o
güne özel iş seyahatlerine çoktan çıkıldığını anlayabilirsiniz. Üzülmeyin,
onlara ulaşmanın artık bu noktadan sonra zaten hiçbir anlamı yoktur. Ulaşsanız
da, haberdar oldukları veya birlikte çalıştıkları, çoktan satın aldıkları
defalarca canlandırdıkları bu senaryoyu “sen anlatmaya devam et” modunda
patlamış mısırla yer gibi dinlemelerini de beklemeyin. Senaryo çoktan satılmış,
film vizyona koyulmuştur maalesef. Ne yapsanız boşunadır artık. İliklerinize
kadar hissettiğiniz bu sürecin adı da “Mobbing” dir.
Bir beyaz yakalı olarak buna benzer bir kare içerisinde yer
almak, her kademede, her zaman mümkün olabilir. Her şey, sizin genelde
yöneticinizden ve ortamdaki birçok kişiden, kişilik olarak, performans olarak
daha iyi olmanızdan ve daha çok sevilmenizden kaynaklanır. Eğer ışığınız onun
gözlerini fazlasıyla almaya başlıyorsa veya ışığınız yöneticinizin karanlığını
çok fazla aydınlatıp onun yetersizliklerini ortaya koyuyorsa, şüphesiz siz,
farkında olmadan mobbing’e davetiye çıkarıyorsunuz demektir.
Mobbing’i kelime olarak herkes çok sevdi, kulağa çok hoş
geldi. Oysa moobing’in kimi zaman öldürücü bile olabildiği artık biliniyor.
Mobbing’de herhangi bir düellodan, bir yüzleşmeden söz etmek mümkün değildi.
Mobbing sinsi, sofistike bir psikolojik kuşatma ve pusu kurma süreciydi.
Mobbing insanlık suçuydu ve sadece maruz kalan kişiyi değil, onun ailesini ,
dostlarını, çalıştığı kurumui, her şeyi etkilediği anlaşıldı. Nasıl mı?
Mobbing sadece hedefteki çalışanla sınırlı kalınan, mağdurun
işten ayrılmasıyla biten basit bir süreç değildir. Mağdur, farkında olsa da
olmasa da, önemli bir psikolojik zarar görmektedir. Bunun sonucunda majör
depresyona sık sık rastlanmaktadır. Mobbing’in yıkıcı başarısının mağdur
açısından göz ardı edilen bir diğer önemli tarafı da, çalışanın kendinden şüphe
etmesine neden olabilmesidir. Mobbing’e maruz kalanlar genellikle idealist
insanlar olduğu için, her suçu kendilerinde ararlar. İsveç’te yapılan bir
araştırma, mobbing’e uğrayan kişilerin yüzde ^’ünün intihar ettiğini ya da PSTD
(Post Traumatic Stress Disorder) yani travma sonrası stres bozukluğuyla baş
etmek zorunda kaldığı ve bir daha hiçbir yerde çalışamaz olabildiğini
göstermiştir.
Mobbing sonucunda sadece mağdur çalışan değil ailesi de
büyük sıkıntı ve stres yaşar. Nasıl çalışanın başarısı tüm ailesini mutlu
ediyorsa, yaşadığı psikolojik travma da tüm sevenlerini üzüp etkiler.
İnsanoğlunun, iç içe geçen rollerin bileşimi olduğu unutulmamalıdır. Her çalışanın
evde bir baba veya anne, eş , sevgili rolü bulunabilir.
Mobbing’e, çalışanın işyerinden ayrılması olarak bakıp
ilgisiz kalan kurumlar da, görünen ve görünmeyen önemli zararlara uğruyor. Bu
tür uygulamalar hiyerarşinin hüküm sürdüğü yeterince yatay olmayan çok sayıda
beyaz yakalı çalıştıran piramit örgütlerde sıklıkla yaşanıyor.
Öncelikle mobbing sürecinin doğrudan etkilediği yaşam
enerjisi düşünce, depresyon ve diğer patolojik durumlar baş gösteriyor ve
kuruluşların sağlık giderlerinde de önemli artışlar meydana geliyor. Çalışan
için konsantrasyon, düşünce üretimi, yaratıcılık, iş veya müşterii odaklı çalışmak
bu aşamadan sonra zaten mümkün olamıyor. İş kalitesinde önemli düşüşler,
müşteri kayıpları, bilançoya yansıyan zararlar kaçınılmaz oluyor. Yıldırma
sürecinin, çalışanın istifasıyla sonuçlanması halinde entellektüel sermaye
erozyonu ve kurum kültüründe yozlaşma; çalışanın istifa etmemesi durumunda ise
hizmet akdinin feshedilmesi nedeniyle kuruluşa açılacak davalar yüzünden
hukuksal giderlerde artış yaşanıyor. Kaybedilen çalışanın yerine yeni eleman
istihdamı ve eğitimi de ayrı bir maliyet kalemi olarak kurumlara çıkan faturayı
kabartıyor.
Son araştırmalara göre, mobbing uygulayanların önemli
çoğunluğunun “bir üst yönetici” olduğu, kadın ve erkeklere aynı oranda mobbing
uygulandığı, erkek yöneticiler sayıca fazla olduğundan mobbing yapanların orta
ve son kariyer dönemindeki eğitimli erkekler olduğu, ama kadın yöneticilerin
mobbing’de erkekleri aştığı, erkeklerin mobbing’i neredeyse eşit oranlarda
erkek ve kadınlara, kadınların ise ezici bir ağırlıkla kadınlara uyguladığı
anlaşılmış.
Kurumsal yapı olarak bankacılık, kamu, eğitim, sağlık sektörü
ve aile şirketlerin genelde en yaygın mobbing yapılan ortamlar olduğu ortaya
çıkmış. Avrupa Birliği ve ABD ortalaması olarak baktığımızda, çalışanların
yüzde 16’sının mobbing’e maruz kaldığını görüyoruz. Bu oranın ülkemizde asgari
iki katına yakın olduğu düşünülüyor.
Mobing’den kurtulmak için ihtiyacımız olan tek şey farkındalık...
Farkında olmak derken, bir enstanteneyi görmek, bir karenin fotoğrafını
çekmekten bahsetmiyoruz. Farkındalık, bu noktaya gelmeden önce olayları,
insanları, taktikleri okumaya başlayan hiçbir sürprize yer vermeyecek kadar
öngörülü ve bol seçenekli alternatif karşı hamleleri içinde besleyip büyüten
bir farklılıktan bahsetmek gerekir.
Yaşadığınız kuşatma ve yıldırma ile ilgili olarak
yaşadıklarınızı, “Kritik Olaylar Listesi” adı altında tarih, saat, ve şahit
bazında kaydedin, bir hukuk danışmanına ve kariyer danışmanına gidin ve “B
planınızı” hazır tutun.
Hiçbir kurumun çitleri, bir beyaz yakalıyı içine hapsedecek
kadar geniş olamaz. Kariyer yolunuz bir kurumda sonlansa da başka bir kurumda
veya başka bir yapıda daha tecrübeli ve donanımlı olarak tekrar başlayabilir.
Siz ne için hazırsanız, o da sizin için zaten hazırdır. Ruhumuzda açılan
deliklerden bazen dışarı çok daha önemli işlere imza atacak bir şeylerin
sızması da mümkün olabilir.
Mobbing’e her aşamada uğrayabilirsiniz. İş yaşamının vebası
sizi sürekli kovalar. Önemli olan, mücadeleden vazgeçmemek, kılıcı ve başınızı
hiçbir zaman öne düşürmemektir. Boksta altın bir kural vardır; yere
düşebilirsiniz ama ayağa kalktığınız sürece yenik sayılmazsınız.
İş yaşamında her zaman iniş ve çıkışlar vardır ve olmalıdır.
Eğer kılıcı elinizden bırakır ve bir beyaz yakalı olarak elinizde beyaz
bayrakla her şeye teslim olursanız, her şeyi içselleştirebilir ve herkesle iyi
olmaya çalışırsanız, o zaman çizginiz düzleşmiş “ex” haline gelmiştir. Kalbiniz
artık atmıyordur. Her dibe vuruş bir farkındalık noktasıdır. Bu noktayı iyi
keşfederseniz sıçramanız çok daha güçlü olacaktır.
Her ne kadar Türkiye’de mobbing, İş Kanunu’na girmeyi başaramamış
olsa da Borçlar Kanunu’nda yer bulmuştur. Başbakanlık Genelgesi ve komisyon
kurulması gibi iyi niyetli çabaların ötesinde daha alınacak çok yol olduğu
muhakkak.
Güzel bir sözle bitirelim isterseniz;
“Yeteneklerin en fazla geliştiği zaman, insanın bütün bir
dünyayı karşısına aldığı zamandır.”
Mary Wollstonecraft
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder