6 Ocak 2013 Pazar

Beyaz Yakalı Vebası

Bugün biraz olsun farkındalık yaratmak adına, son zamanlarda kullanımı yaygınlaşan bir kavram hakkında derlemiş olduğum bilgileri paylaşmak istedim.  Bahsetmiş olduğum modern dünyanın vebası olarak adlandırılan “mobbing” kavramı.

Artık herkes her şeyi mobbing diye çağırır hale geldi. İş hayatında herkes mobbing’e maruz kalır ve mobbing yapar algısı oluştu. Aslında, “Mobbing” kavramının en dibine indiğimizde karşımıza Avusturyalı hayvan bilimci olan Konrad Lorenz çıkıyor. Bu uzman 1960’lı yıllarda ilk olarak mobbing ile “küçük hayvan gruplarının büyük bir hayvana karşı toplu şekilde atağa kalkması” durumunu anlatmaya çalıştı.  Yıllar sonra söz konusu kavram hayvanların dünyasından çıkıp iş dünyasına bir yıldırım gibi düştü. Lorenz’den sonra özellikler Amerika merkezli yürütülen örgütsel araştırmaların ışığında, işyerlerinde başarısı, bilgisi ve olumlu tavırları nedeniyle sevilen bir çalışana, tehdit oluşturduğu düşüncesiyle, bir ya da birkaç kişinin çeteleşerek uyguladığı kasıtlı yok etme amacı taşıyan, sistematik ve asgari altı ay, ortalama 15 ay süren duygusal eziyet içeren vakalara ve yıldırmalara (çalışanın olanakları, eğitimleri ve bütçesinin kısıtlanması, yükselmesinin engellenmesi, toplantılara çağrılmaması, dedikodu yoluyla hayali anlaşmazlıklar yaratılması gibi...) mobbing adı veriliyor.
Mobbing’in Türkçe karşılığı “psikolojik yıldırma ve kuşatma”dır. Mobbing kavram olarak diğer bir çok kavramla karıştırılmaktadır. Mobbing’i daha iyi algılamak ve yanlış adımlar atmamak için bu karışıklığa bir göz atalım isterseniz.

Mobbing;

“Bullying” ile karıştırıldı. Oysa bullying okullardaki örgütsel şiddet vakalarına, mobbing işyerlerindeki vakalara denir. Bullying, çocuklardan kurulu bir grubun yalnız bir çocuğa tavır alıp zarar vermesini tanımlamak için kullanılır ve sıkça mobbing ile karıştırılır. Bullying içinde fiziksel şiddet barındırırken, mobbing  daha sofistike tavırların benimsendiği, fiziksel değil psikolojik baskı ve yıldırma politikalarının takınıldığı işyeri psikolojilerini tanımlamada kullanılır.
“İşyeri stresi” ile karıştırıldı. Beyaz yakalılar arasındaki rekabet, kişisel hırslar, kaprisler iş hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır ve bu hiçbir zaman sıfırlanmaz. Amerikalıların “ofis politikası” dedikleri stratejide bu tip sürtüşmelerin bir minimumda tutulmasına çalışılır. Hep biliriz ki, tartışma ve kıskançlık inasnın doğasında vardır ve gelir geçer; bu tür davranışlar mobbing’in kaynağını oluşturmazlar. Buna ancak “işyeri stresi”denebilir. Mobbing’de davranışın kaynağı olarak olaya değil, kişiye odaklanılmakta ve sistematik bir “yok etme” amaçlanmaktadır.
 
Bir “başarısızlık bahanesi olarak” özellikle karıştırıldı. Performansı düşük, potansiyeli ve yetkinlikleri sınırlı çalışanlar da başarısızlığını içsel değil dışsal nedenlere bağlayarak mobbing’e uğradığını sıklıkla belirtmeye başladılar. Ancak, mobbing mağdurlarının azımsanamayacak bir çoğunluğunun üstün özelliklere sahip; zeki, yaratıcı, başarı odaklı, kendilerini işine adamış, iyi eğitimli, idealist kişiler olduğu görüldü. Özellikle yaratıcılık tarafı gelişmiş olan kişilerini getirdikleri yeni fikirleri, yabancı dilleri ve vizyonları yüzünden, taşların fazla oynamasını istemeyen, gelenekçi, statükocu eski yöneticiler tarafından yıldırma politikalarına maruz bırakıldığı anlaşıldı.
 
Mobbing;  sistematik olarak bireyin iş yaşamında tacize uğramasıdır ve bir insanlık suçudur. Mobbing’de, davranışın kaynağı olarak olaya değil, kişiye odaklanılmaktadır. Kasıtlı olarak yapılmasıi sistematik olarak tekrarlanması ve uzun bir zaman devam etmesi halinde mobbing koşulları oluşmuş olur. Mobbing hiçbir zaman fiziksel veya somut olarak devam etmez, daha çok sinsi ve sofistike bir psikolojik kuşatmadır. Mobing ilk aşamada, “kurbanı tanımlama” ile başlar. Kurban, genelde , işinde iyi , farklı, yaratıcı, enerjisi güçlü, ışığı parlak, sevilen biri olduğu için dikkati çeker. İkinci aşamada, “kurban hakkında anlaşmazlık karakterize edilerek” bir senaryo yazılır. Genelde kurumsal apoletlerin sponsorluğunda yapılan bu senaryonun gücü ölçüsünde “kurbana karşı aynı olumsuz duyguyu paylaşanlar varsa, bunlar, hazırlanan senaryonun etrafında toplanır.” Bu aşamalara kadar kurban hiçbir şeyin farkında değildir. Burada söz konusu olan düello değil, pusu formatıdır.

“Takım tamamlanınca ekip kurbana karşı eyleme ve psikolojik saldırı” aşamasına geçer. Kurban, sistematik olarak kuşatılır. Süreç ortalama 15 ay sürer. Kurban için bu süreç son derece sancılıdır. Süreç boyunca kurban dirayetli çıkar, istifa etmeyip direnirse apoletlerin gücü ile bu kurgu bu kez kurumsal platforma taşınır. Kişiliğinden, performansından dolayı kurban leke taşımayacak kadar iyi olabilir. Bu durumda, kurban, ilgili kurumsal birimler tarafından “Etik” adı altında gri bir alana çekilir. Pusu sahiplerinin bile inanmadığı, anlamsız nedenlerle yapılan sipariş doğrultusunda kurbanı yok etme adına paketleme ve etiketleme yapılır. Son aşamaya gelinir ve “kurbanın işine son verilir.”
Mobbing’den hiçbir şekilde çıkış yoktur, ya istifa edersiniz ya da iş akdiniz fesh edilir. Üçüncü bir seçeneğiniz yoktur. Çalıştığınız kurumun insan kaynakları kalitesi zaten bu ortamı yaratmışsa üçüncü bir seçeneğe de zaten sizin de ihtiyacınız olmayacaktır.

Örnek bir senaryo üzerinde çalışalım. Başarılı bir beyaz yakalı yöneticisiniz, bir sabah uyandınız. Kahvaltınızı yapıp işe gittiniz. Gazetenizi açtınız ve okuyorsunuz. Telefonunuz çaldı ve yöneticiniz sizi yanına çağırdı. Yanına gittiniz, kalktı kapısını kapattı. Ardından, yönetim olarak sizle çalışmak istemediklerini belirtti. Neden bile belirtmeden... Nedenini siz sorduğunuzda ise, üretilmiş kendisinin bile inanmadığını belirttiği ilgisiz bir bahaneyi de kuyruğuna bağladı. (Bu arada, büyük ihtimalle asgari altı aydır kurumsal apoletlerin gücü sayesinde, İnsan Kaynakları Birimi ile hakkınızda nasıl bir çuval senaryosunun üzerinde çalışmakta olduklarına ilişkin hiç renk vermeden...). Bu senaryoda, çeşitli roller oynanabilir.
Uğradığınız haksızlık karşısında duygusal patlama yaşayarak belki de ağzınızdan size yakışmayacak sözler de çıkabilir. Sonrasında belki ilgili birimlere size yapıştırılan sanal suçtan aklanmak ve kendinizi ifade etmek çin harekete geçebilirsiniz. Birimlere uzanan telefonların boş çaldığını, görüşme talebinize de kayıtsız kalındığını veya beklenen ziyaretiniz için o güne özel iş seyahatlerine çoktan çıkıldığını anlayabilirsiniz. Üzülmeyin, onlara ulaşmanın artık bu noktadan sonra zaten hiçbir anlamı yoktur. Ulaşsanız da, haberdar oldukları veya birlikte çalıştıkları, çoktan satın aldıkları defalarca canlandırdıkları bu senaryoyu “sen anlatmaya devam et” modunda patlamış mısırla yer gibi dinlemelerini de beklemeyin. Senaryo çoktan satılmış, film vizyona koyulmuştur maalesef. Ne yapsanız boşunadır artık. İliklerinize kadar hissettiğiniz bu sürecin adı da “Mobbing” dir.

Bir beyaz yakalı olarak buna benzer bir kare içerisinde yer almak, her kademede, her zaman mümkün olabilir. Her şey, sizin genelde yöneticinizden ve ortamdaki birçok kişiden, kişilik olarak, performans olarak daha iyi olmanızdan ve daha çok sevilmenizden kaynaklanır. Eğer ışığınız onun gözlerini fazlasıyla almaya başlıyorsa veya ışığınız yöneticinizin karanlığını çok fazla aydınlatıp onun yetersizliklerini ortaya koyuyorsa, şüphesiz siz, farkında olmadan mobbing’e davetiye çıkarıyorsunuz demektir.
Mobbing’i kelime olarak herkes çok sevdi, kulağa çok hoş geldi. Oysa moobing’in kimi zaman öldürücü bile olabildiği artık biliniyor. Mobbing’de herhangi bir düellodan, bir yüzleşmeden söz etmek mümkün değildi. Mobbing sinsi, sofistike bir psikolojik kuşatma ve pusu kurma süreciydi. Mobbing insanlık suçuydu ve sadece maruz kalan kişiyi değil, onun ailesini , dostlarını, çalıştığı kurumui, her şeyi etkilediği anlaşıldı. Nasıl mı?

Mobbing sadece hedefteki çalışanla sınırlı kalınan, mağdurun işten ayrılmasıyla biten basit bir süreç değildir. Mağdur, farkında olsa da olmasa da, önemli bir psikolojik zarar görmektedir. Bunun sonucunda majör depresyona sık sık rastlanmaktadır. Mobbing’in yıkıcı başarısının mağdur açısından göz ardı edilen bir diğer önemli tarafı da, çalışanın kendinden şüphe etmesine neden olabilmesidir. Mobbing’e maruz kalanlar genellikle idealist insanlar olduğu için, her suçu kendilerinde ararlar. İsveç’te yapılan bir araştırma, mobbing’e uğrayan kişilerin yüzde ^’ünün intihar ettiğini ya da PSTD (Post Traumatic Stress Disorder) yani travma sonrası stres bozukluğuyla baş etmek zorunda kaldığı ve bir daha hiçbir yerde çalışamaz olabildiğini göstermiştir.
Mobbing sonucunda sadece mağdur çalışan değil ailesi de büyük sıkıntı ve stres yaşar. Nasıl çalışanın başarısı tüm ailesini mutlu ediyorsa, yaşadığı psikolojik travma da tüm sevenlerini üzüp etkiler. İnsanoğlunun, iç içe geçen rollerin bileşimi olduğu unutulmamalıdır. Her çalışanın evde bir baba veya anne, eş , sevgili rolü bulunabilir.

Mobbing’e, çalışanın işyerinden ayrılması olarak bakıp ilgisiz kalan kurumlar da, görünen ve görünmeyen önemli zararlara uğruyor. Bu tür uygulamalar hiyerarşinin hüküm sürdüğü yeterince yatay olmayan çok sayıda beyaz yakalı çalıştıran piramit örgütlerde sıklıkla yaşanıyor.
Öncelikle mobbing sürecinin doğrudan etkilediği yaşam enerjisi düşünce, depresyon ve diğer patolojik durumlar baş gösteriyor ve kuruluşların sağlık giderlerinde de önemli artışlar meydana geliyor. Çalışan için konsantrasyon, düşünce üretimi, yaratıcılık, iş veya müşterii odaklı çalışmak bu aşamadan sonra zaten mümkün olamıyor. İş kalitesinde önemli düşüşler, müşteri kayıpları, bilançoya yansıyan zararlar kaçınılmaz oluyor. Yıldırma sürecinin, çalışanın istifasıyla sonuçlanması halinde entellektüel sermaye erozyonu ve kurum kültüründe yozlaşma; çalışanın istifa etmemesi durumunda ise hizmet akdinin feshedilmesi nedeniyle kuruluşa açılacak davalar yüzünden hukuksal giderlerde artış yaşanıyor. Kaybedilen çalışanın yerine yeni eleman istihdamı ve eğitimi de ayrı bir maliyet kalemi olarak kurumlara çıkan faturayı kabartıyor.

Son araştırmalara göre, mobbing uygulayanların önemli çoğunluğunun “bir üst yönetici” olduğu, kadın ve erkeklere aynı oranda mobbing uygulandığı, erkek yöneticiler sayıca fazla olduğundan mobbing yapanların orta ve son kariyer dönemindeki eğitimli erkekler olduğu, ama kadın yöneticilerin mobbing’de erkekleri aştığı, erkeklerin mobbing’i neredeyse eşit oranlarda erkek ve kadınlara, kadınların ise ezici bir ağırlıkla kadınlara uyguladığı anlaşılmış.
Kurumsal yapı olarak bankacılık, kamu, eğitim, sağlık sektörü ve aile şirketlerin genelde en yaygın mobbing yapılan ortamlar olduğu ortaya çıkmış. Avrupa Birliği ve ABD ortalaması olarak baktığımızda, çalışanların yüzde 16’sının mobbing’e maruz kaldığını görüyoruz. Bu oranın ülkemizde asgari iki katına yakın olduğu düşünülüyor.

Mobing’den kurtulmak için ihtiyacımız olan tek şey farkındalık... Farkında olmak derken, bir enstanteneyi görmek, bir karenin fotoğrafını çekmekten bahsetmiyoruz. Farkındalık, bu noktaya gelmeden önce olayları, insanları, taktikleri okumaya başlayan hiçbir sürprize yer vermeyecek kadar öngörülü ve bol seçenekli alternatif karşı hamleleri içinde besleyip büyüten bir farklılıktan bahsetmek gerekir.
Yaşadığınız kuşatma ve yıldırma ile ilgili olarak yaşadıklarınızı, “Kritik Olaylar Listesi” adı altında tarih, saat, ve şahit bazında kaydedin, bir hukuk danışmanına ve kariyer danışmanına gidin ve “B planınızı” hazır tutun.

Hiçbir kurumun çitleri, bir beyaz yakalıyı içine hapsedecek kadar geniş olamaz. Kariyer yolunuz bir kurumda sonlansa da başka bir kurumda veya başka bir yapıda daha tecrübeli ve donanımlı olarak tekrar başlayabilir. Siz ne için hazırsanız, o da sizin için zaten hazırdır. Ruhumuzda açılan deliklerden bazen dışarı çok daha önemli işlere imza atacak bir şeylerin sızması da mümkün olabilir.
Mobbing’e her aşamada uğrayabilirsiniz. İş yaşamının vebası sizi sürekli kovalar. Önemli olan, mücadeleden vazgeçmemek, kılıcı ve başınızı hiçbir zaman öne düşürmemektir. Boksta altın bir kural vardır; yere düşebilirsiniz ama ayağa kalktığınız sürece yenik sayılmazsınız.

İş yaşamında her zaman iniş ve çıkışlar vardır ve olmalıdır. Eğer kılıcı elinizden bırakır ve bir beyaz yakalı olarak elinizde beyaz bayrakla her şeye teslim olursanız, her şeyi içselleştirebilir ve herkesle iyi olmaya çalışırsanız, o zaman çizginiz düzleşmiş “ex” haline gelmiştir. Kalbiniz artık atmıyordur. Her dibe vuruş bir farkındalık noktasıdır. Bu noktayı iyi keşfederseniz sıçramanız çok daha güçlü olacaktır.
Her ne kadar Türkiye’de mobbing, İş Kanunu’na girmeyi başaramamış olsa da Borçlar Kanunu’nda yer bulmuştur. Başbakanlık Genelgesi ve komisyon kurulması gibi iyi niyetli çabaların ötesinde daha alınacak çok yol olduğu muhakkak.

Güzel bir sözle bitirelim isterseniz;
“Yeteneklerin en fazla geliştiği zaman, insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı zamandır.”
Mary Wollstonecraft

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder