İlham Süheyl Aygül üçlemeyi tamamladı son kitabıyla ve beyaz yakalıların yani bizlerin bu stresli çalışma ortamında, iş kolik karakterimizden sıyrılmamızı ve hayatı yaşamamızı öğütlüyor, birer açık hapishaneye dönüşen işyerlerimizde sıkışmamamızı ve biraz da hayatın mis kokulu çiçekli sokaklarında, güneş altında gezinmemizi, deniz kokusunu burnumuza çekerek martılarla simidimizi paylaşmamızı, akşam üstü çayımızı Galata'da yudumlamamızı, Moda sahillerini adımlamamızı öğütleyen satırlar yazıyor keyif defterine. Bizlere farklı mekanların kapılarını aralıyor...
İşte defterden bazı seçmeler:
Kariyer kimlikleri, insanları esir ediyor. Eğer kimliğiniz
yaptığınız işe bağlıysa, kendinizi insan olarak gerçekten sınırlıyorsunuz ve
kimliğinizi kariyerinize teslim ediyorsunuz demektir.
Başarıya ulaşmanın en güç yolu; sizin başarınızı başkasının
tarif etmesidir.İstediğimizi düşündüğümüz şeyi elde edememiş olmamız o kadar
büyük bir sorun değildir. Esas sorun, elde etmek istediğimiz şeye
ulaştığımızda, aslında onu istemediğimizi anlamamız.
Aslında hepimiz dünyaya inanılmaz bir yaratıcılık
potansiyeli ve sınırsız bir düş gücüyle geliriz. Çocukken dünyayı bir çok
farklı açıdan görecek kadar esnek oluruz. Sonrasında ailemiz, eğitim kurumları,
toplum ve çalıştığımız kuruluşlar bize nasıl düşünmemiz ve nasıl davranmamız
gerektiğini öğretirler. Bir noktadan sonra toplumda kabul görmek için düşlerimizden
ve sorgulamaktan vazgeçeriz. Hatta dikkat etmeye bile son verir ve aklımızın
esnekliğini yitiririz. Gittikçe katılaşan düşünce yapımız, bir noktadan sonra
işimize yaramayacak kadar kaskatı hale gelir.
İşkoliklerin çoğu hep daha çok çalıştıkları zaman
kendilerini kahraman gibi hissederler, çünkü hayatlarında onları kahraman
yapacak başka hiçbir şey yoktur.
İşinizin sizi beslemediği ve heyecan vermediği ilk gün,
ayrılmayı düşünmeye başladığınız ilk gün olmalıdır.
Güvence hiçbir zaman sahip olduğunuz işe tutunmak değildir.
Hayatınızı her zaman kazanabilecek yetenek ve yaratıcılığa sahip olduğunuzu
bilmek, hayattaki tek ekonomik güvencedir.
Eğer bağımsız, yaratıcı ve hevesli bir insansanız
doyurulmayan beklentilerin bol olduğu, tekdüze işlerin, ritim duygusu olmayan
görevlerin, çoğunlukla seyirci, nadiren aktör olduğunuz işyeri ortamları
soluyorsanız söyleyelim: Yanlış yerde koşturuyorsunuz!
Para. Kimisine göre onunla sahip olunamayacak şey yoktur.
Her şeyin bir bedeli vardır ve parayla her şey satın alınabilir. Bazılarına
göre ise öyle değildir ve bunu destekleyen uzun bir liste önünüze koyulabilir;
parayla yiyecekleri kilerine doldurabilirsin ama iştah alamazsın. İlaç alırsın
ama her zaman sağlık alamazsın. Bilgi parayla ama bilgelik öyle değil. Gösteriş
alırsın ama güzellik alamazsın. Yatak alırsın ama uyku alamazsın. Eğlence
alırsın ama neşe alamazsın. Tanıdık alırsın ama dost alamazsın. Hizmetçi alırsın
ama sadakat alamazsın. Boş vakit alırsın ama huzur alamazsın. Paran yoksa gidip
loto oynayabilirsin. Belki banka soyabilirsin. Ama aşkı çalamazsın. Parası
olmayana yardım eden kuruluşlar vardır. Ama aşkı olmayanın yarasına ne kurumlar
ne de devlet baba merhem olabilir.
Kızılderili şefi: “Son ağaç kesilinceye, son nehir
zehirleninceye, son balık tutuluncaya kadar, insanoğlu paranın yenmediğini
anlayamayacak” belki de.
Hayatımızı kolaylaştırdığını varsaydığımız her şeyin maddi
karşılığı ruhumuzu bitirirken bizler çok rahat, çok huzurlu bir yaşam
sürdüğümüzü düşünmeye çalışıyoruz.
Para insanları değiştirmez, sadece maskelerini düşürür.
“Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini
kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar.”
(Jim Carrey)
“Sana güvenen bir insana asla yalan söyleme. Sana yalan
söyleyen bir insana asla güvenme.” Dexter
İnsan olmanın ve dolayısıyla insan bilincine sahip olmanın
en güzel nimetlerinden biri ve bizi diğer canlılardan farklı kılan şey, hayal
kurma yeteneğimizdir. Hayallerimizle doğmayız ama hayallerimizle yaşarız.
Oysa yaşam hayaller üzerine yükselir. İnsanlık hayaller
kurulduğu müddetçe ilerleyebilmiştir.
Dünyayı değiştiremesek de bize gerçeklik adına dayatılan her
koşula teslim olmayarak hayallerimizin peşinden gitmek kendi başına bir
başarıdır şüphesiz.
Önce hayaller ölür sonra insanlar. Bunun için bazı
yaşayanlar ne kadar ölü, bazı ölüler ise bize ne kadar yakın durmazlar mı?
“İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna
inanmaktır.” Alice
Kendi gözümüzle gördüğümüz bir şey, sorduğumuz yüz sorudan
daha değerlidir şüphesiz.
“Ne kadar yürürsen yürü, arkanda bıraktığın yol kadar güçlü
ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın.” Boris Vian
Bir de beyninin acıyan yerlerini anti depresanlarla
uyuşturmaya çalışan günümüz insanına şunu hatırlatmak gerek: Yazmak unutmaktır!
Yaşamda farkındalık çok önemlidir. Hayatı fark etmek, boş
vakit yaratmak ve bu vakti en iyi şekilde değerlendirmekten geçer.
Boş vaktinizin keyfini çıkarmak başlı başına bir sanattır.
Harcamaktan zevk aldığınız vakit, harcanmış vakit değildir.
Çok çalışmak aslında yaratıcılığın düşmanıdır.
“Dünya üzerindeki en büyük silah , ateşlenmiş insan
ruhudur.” Marshall.
“İstanbul’u sevmez ise gönül aşkı ne anlar.” Yahya Kemal
“Hayatın en önemli iki günü : 1.Doğduğun gün, 2.Neden
doğduğunu anladığın gün.” Mark Twain
“Yeni bir lezzetin keşfedilmesi, insanı yeni bir yıldızın
keşfedilmesinden çok daha fazla mutlu kılar.” Brillat Savarin.
Nietzche: “İki temel sorunu var insanlığın; biri
adaletsizlik diğeri anlamsızlık. Birine karşı hukuku bulduk, diğerine karşı
sanatı. Ama insanlar hukuka ulaşamadı. Sanat da insanlara.”
Hiçbir zaman aramayı durduramazsınız, çünkü hiçbir zaman
bulamazsınız.” Pablo Picasso.
Doğru ve iyi düşlere tutunmadan güzele ulaşmak pek mümkün
değildir. İçinizde ve çevrenizdeki en iyiyi hep arayın! Düşler kurun. Ararsanız
bulursunuz. Aranmayan bir şey ortaya çıkarılamaz.
Kaderimizi, yeteneklerimiz veya şansımız değil düşlerimiz, seçimlerimiz
ve nelerden vazgeçtiğimiz belirler.
“Hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır. Ve
düşlendiği için var olacak şeyler vardır.” Frederic Blanc
Çok çalışmak vakti ve insanı öldürmenin kestirme yöntemidir.
Yaptığınız iş aklınızı ve ruhunuzu da geliştirmelidir.
Kendiniz olun! Çünkü hayat başkası olmak için çok
kısa!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder