8 Şubat 2014 Cumartesi

Eee biraz da keyif yapsın "Beyaz Yakalılar"

İlham Süheyl Aygül üçlemeyi tamamladı son kitabıyla ve beyaz yakalıların yani bizlerin bu stresli çalışma ortamında, iş kolik karakterimizden sıyrılmamızı ve hayatı yaşamamızı öğütlüyor, birer açık hapishaneye dönüşen işyerlerimizde sıkışmamamızı ve biraz da hayatın mis kokulu çiçekli sokaklarında, güneş altında gezinmemizi, deniz kokusunu burnumuza çekerek martılarla simidimizi paylaşmamızı, akşam üstü çayımızı Galata'da yudumlamamızı, Moda sahillerini adımlamamızı öğütleyen satırlar yazıyor keyif defterine. Bizlere farklı mekanların kapılarını aralıyor...
 
İşte defterden bazı seçmeler:
 
Kariyer kimlikleri, insanları esir ediyor. Eğer kimliğiniz yaptığınız işe bağlıysa, kendinizi insan olarak gerçekten sınırlıyorsunuz ve kimliğinizi kariyerinize teslim ediyorsunuz demektir.
Başarıya ulaşmanın en güç yolu; sizin başarınızı başkasının tarif etmesidir.İstediğimizi düşündüğümüz şeyi elde edememiş olmamız o kadar büyük bir sorun değildir. Esas sorun, elde etmek istediğimiz şeye ulaştığımızda, aslında onu istemediğimizi anlamamız.
Aslında hepimiz dünyaya inanılmaz bir yaratıcılık potansiyeli ve sınırsız bir düş gücüyle geliriz. Çocukken dünyayı bir çok farklı açıdan görecek kadar esnek oluruz. Sonrasında ailemiz, eğitim kurumları, toplum ve çalıştığımız kuruluşlar bize nasıl düşünmemiz ve nasıl davranmamız gerektiğini öğretirler. Bir noktadan sonra toplumda kabul görmek için düşlerimizden ve sorgulamaktan vazgeçeriz. Hatta dikkat etmeye bile son verir ve aklımızın esnekliğini yitiririz. Gittikçe katılaşan düşünce yapımız, bir noktadan sonra işimize yaramayacak kadar kaskatı hale gelir.
 
İşkoliklerin çoğu hep daha çok çalıştıkları zaman kendilerini kahraman gibi hissederler, çünkü hayatlarında onları kahraman yapacak başka hiçbir şey yoktur.
İşinizin sizi beslemediği ve heyecan vermediği ilk gün, ayrılmayı düşünmeye başladığınız ilk gün olmalıdır.
Güvence hiçbir zaman sahip olduğunuz işe tutunmak değildir. Hayatınızı her zaman kazanabilecek yetenek ve yaratıcılığa sahip olduğunuzu bilmek, hayattaki tek ekonomik güvencedir.
Eğer bağımsız, yaratıcı ve hevesli bir insansanız doyurulmayan beklentilerin bol olduğu, tekdüze işlerin, ritim duygusu olmayan görevlerin, çoğunlukla seyirci, nadiren aktör olduğunuz işyeri ortamları soluyorsanız söyleyelim: Yanlış yerde koşturuyorsunuz!
Para. Kimisine göre onunla sahip olunamayacak şey yoktur. Her şeyin bir bedeli vardır ve parayla her şey satın alınabilir. Bazılarına göre ise öyle değildir ve bunu destekleyen uzun bir liste önünüze koyulabilir; parayla yiyecekleri kilerine doldurabilirsin ama iştah alamazsın. İlaç alırsın ama her zaman sağlık alamazsın. Bilgi parayla ama bilgelik öyle değil. Gösteriş alırsın ama güzellik alamazsın. Yatak alırsın ama uyku alamazsın. Eğlence alırsın ama neşe alamazsın. Tanıdık alırsın ama dost alamazsın. Hizmetçi alırsın ama sadakat alamazsın. Boş vakit alırsın ama huzur alamazsın. Paran yoksa gidip loto oynayabilirsin. Belki banka soyabilirsin. Ama aşkı çalamazsın. Parası olmayana yardım eden kuruluşlar vardır. Ama aşkı olmayanın yarasına ne kurumlar ne de devlet baba merhem olabilir.
Kızılderili şefi: “Son ağaç kesilinceye, son nehir zehirleninceye, son balık tutuluncaya kadar, insanoğlu paranın yenmediğini anlayamayacak” belki de.
Hayatımızı kolaylaştırdığını varsaydığımız her şeyin maddi karşılığı ruhumuzu bitirirken bizler çok rahat, çok huzurlu bir yaşam sürdüğümüzü düşünmeye çalışıyoruz.
Para insanları değiştirmez, sadece maskelerini düşürür.
“Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar.” (Jim Carrey)
“Sana güvenen bir insana asla yalan söyleme. Sana yalan söyleyen bir insana asla güvenme.” Dexter
İnsan olmanın ve dolayısıyla insan bilincine sahip olmanın en güzel nimetlerinden biri ve bizi diğer canlılardan farklı kılan şey, hayal kurma yeteneğimizdir. Hayallerimizle doğmayız ama hayallerimizle yaşarız.
Oysa yaşam hayaller üzerine yükselir. İnsanlık hayaller kurulduğu müddetçe ilerleyebilmiştir.
Dünyayı değiştiremesek de bize gerçeklik adına dayatılan her koşula teslim olmayarak hayallerimizin peşinden gitmek kendi başına bir başarıdır şüphesiz.
Önce hayaller ölür sonra insanlar. Bunun için bazı yaşayanlar ne kadar ölü, bazı ölüler ise bize ne kadar yakın durmazlar mı?
“İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.” Alice
Kendi gözümüzle gördüğümüz bir şey, sorduğumuz yüz sorudan daha değerlidir şüphesiz.
“Ne kadar yürürsen yürü, arkanda bıraktığın yol kadar güçlü ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın.” Boris Vian
Bir de beyninin acıyan yerlerini anti depresanlarla uyuşturmaya çalışan günümüz insanına şunu hatırlatmak gerek: Yazmak unutmaktır!
Yaşamda farkındalık çok önemlidir. Hayatı fark etmek, boş vakit yaratmak ve bu vakti en iyi şekilde değerlendirmekten geçer.
Boş vaktinizin keyfini çıkarmak başlı başına bir sanattır.
Harcamaktan zevk aldığınız vakit, harcanmış vakit değildir.
Çok çalışmak aslında yaratıcılığın düşmanıdır.
“Dünya üzerindeki en büyük silah , ateşlenmiş insan ruhudur.” Marshall.
“İstanbul’u sevmez ise gönül aşkı ne anlar.” Yahya Kemal
“Hayatın en önemli iki günü : 1.Doğduğun gün, 2.Neden doğduğunu anladığın gün.”  Mark Twain
“Yeni bir lezzetin keşfedilmesi, insanı yeni bir yıldızın keşfedilmesinden çok daha fazla mutlu kılar.” Brillat Savarin.
Nietzche: “İki temel sorunu var insanlığın; biri adaletsizlik diğeri anlamsızlık. Birine karşı hukuku bulduk, diğerine karşı sanatı. Ama insanlar hukuka ulaşamadı. Sanat da insanlara.”
Hiçbir zaman aramayı durduramazsınız, çünkü hiçbir zaman bulamazsınız.” Pablo Picasso.
Doğru ve iyi düşlere tutunmadan güzele ulaşmak pek mümkün değildir. İçinizde ve çevrenizdeki en iyiyi hep arayın! Düşler kurun. Ararsanız bulursunuz. Aranmayan bir şey ortaya çıkarılamaz.
Kaderimizi, yeteneklerimiz veya şansımız değil düşlerimiz, seçimlerimiz ve nelerden vazgeçtiğimiz belirler.
“Hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır. Ve düşlendiği için var olacak şeyler vardır.” Frederic Blanc
Çok çalışmak vakti ve insanı öldürmenin kestirme yöntemidir. Yaptığınız iş aklınızı ve ruhunuzu da geliştirmelidir.
Kendiniz olun! Çünkü hayat başkası olmak için çok kısa!