19 Aralık 2012 Çarşamba

Akl-ı selim ile (baş başa)


“Akıllı insanlar başkalarının hatalarından, diğerleri ise kendi hatalarından ders alırlarmış". Gerçekten inanıyorum buna, iyi gözlem yapmalı ve dersler almalıyız hayattan, yoksa aynı hataları biz de tekrarlayarak öğrenebiliriz ama hem zaman hem de güç kaybederiz bu süreçte, yıpranırız.

İçinde çalıştığımız kurumlar yolun kendisi gibi görünse de , aslında yolculuk boyunca anlıyoruz ki, yol karşılaştığımız insanlardan oluşuyor ve kurumlar ancak içindeki insanlar değişirse değişiyorlar. Ancak fırsatlara hazır olduğumuz sürece kariyerimiz gelişiyor. Fırsatları tabiri caizse koklamalı, ve bu fırsatları gerçekten değerlendirebilecek şekilde davranmalıyız.  Konfüçyüs’ün dediği gibi, “Tanrı’yı güldürmek istiyorsanız O’na planlarınızdan bahsedin”.  Planladıklarımız tabii ki olacak, ama hayat bize çok ciddi fırsatlar da sunacaktır. Geri planda kalmalıyız, bu durumda fırsatları başkaları değerlendirecektir.  Proaktif olmalı, ön planda istekli gözükmeliyiz. Peki bu fırsatları nasıl değerlendirebiliriz, öncelikle kendimizi tanıyarak başlamalıyız. Güçlü ve zayıf yönlerimizi bilmeli, gelişim alanlarımızı belirlemeliyiz. Kendimizi tanımazsak, çevremizdeki insanlara kendimizi anlatamayız. Başarılı olmak istiyorsak iletişim becerilerimizi geliştirmemiz gerekli. Özellikle iş dünyasında, sempatik ama az yetenekli kişilerin, çok yetenekli ama sevimsiz kişilere tercih edildiği bir gerçek.  Hayatın her aşamasında geçerli olmakla birlikte, iş hayatında daha yoğun bir şekilde, ilişkiler çok önemlidir. Yaptığı işten ziyade kurduğu ilişkiler sayesinde çok önemli mevkilere gelmiş insanların sayısı gayet fazladır. İlişkilerimizi iyi kurmalı ve yönetmeliyiz, ilişki üretirken yönetmeyi ihmal etmemeliyiz.  İlişkilerimiz bizi farklı kontratlara, yeni ufuklara taşıyan ve yeri geldiğinde bizi kurtaran ağlardır.

İş yaşamında çok sık karşılaştığım bir durum var. O da beyaz yakalı arkadaşlarımızın korunmak amacıyla mekana ve ihtiyaca göre farklı maskeleri sıklıkla kuşanmaları. İş yaşamında ezeli dostluk ve ebedi düşmanlıklar yerine ezeli ve ebedi çıkarlar ön plandadır. Rekabet ortamının körüklendiği iş yaşamında, çoğu beyaz yakalı kendi çıkarları için çalışır.  Birbirine destek olan ekip arkadaşları bulmak ciddi anlamda çok zordur. Bunu başarmış iseniz sakın kaybetmeyin, oyunlara yenik düşmeyin. Yaptığımız işin kalitesini ilk günden itibaren sosyal duruşumuzla destekliyor olmamız çok önemli. Duygusal kontrole önem vermeli,  duygularımızı kontrol altında tutmalı ve dışa vurmalarını engellemeliyiz. Her zaman izlendiğimizin, karşımızdakilerin bizi kontrol altında tuttuğunun farkında olmalı, profesyonelce davranmalıyız. Profesyonel davranmak derken bunu yanlış yorumlamayın, profesyonellik makamla ya da ünvanla ilgili bir durum değil. Profesyonellik bir düşünce ve davranış biçimi aslında. Profesyonel kişilerin bir çizgisi ve her zaman bir değeri vardır.

Hayatın akışında birçok problemle karşılaşıyoruz, ki iş yaşamında bu hemen hemen her an gerçekleşiyor. Maalesef meşhur “Mörfi” her yerde karşımıza çıkabiliyor. Bu durumda her zman soğukkanlı olmalı, stres yapmamalıyız. Problemin çözüm tarafında olmalı, bir çözüm önerisi getirebilmeliyiz. Problemi tanımlamak ta önemlidir tabii ama bunu problemi müjdeler tarzda yapmamalıyız. Problemi belirtirken muhakkak yanında bir çözüm önerimiz, fikrimiz olmalı.

Gülümsemeyi, güler yüzlü olmayı hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz. Davranışlarımız, bize karşı olan davranışları doğurur. Pozitif enerji vermeliyiz,  bu karşımızdaki insanları da etkileyecektir. İnsanları önemsediğimizi göstermeliyiz ki onlar da bizi önemsesinler.
Bazen çok can sıkıcı olabilir ama çıkardığımızın işin primini başkaları alabilir, ancak marifeti ve tecrübesi bizde kalır. Kendimizi geliştirir ve zenginleştiririz.

Güven en önemli yapıştırıcıdır, insanları birbirine bağlar ve işlerin kaliteli şekilde gerçekleştirilmesine sebep olur. Birbirine güvenen bir ekip içerisinde yer almak müthiş bir sinerji yaratır. Özellikle yöneticinize güvenebilmelisiniz. Yöneticiniz ile aranızda güven bağı kurulamamışsa ilişki iki tarafı da yıpratacaktır. Yöneticilikte en önemli özellik güvenilir ve aktivist olmaktır. Unutulmamalıdır ki güvenmeyen lidere güvenilmez ve ekip liderin bir aynasıdır.

Toplantılar iş yaşamının özellikle son zamanlarda vazgeçilmez bir parçası ve en çok zaman alan bölümüdür. Toplantılar sadece toplantıdan ibaret değildir, bir güç gösterisidir. Toplantıda söylenenler kadar söylenmeyenler de çok önemlidir. Kimin kiminle oturduğu, kimin kimi desteklediği, kurulan yeni ittifaklar, kimin gerçekte etkin rol oynadığı, tüm bunlar bizde geleceğe yönelik bir kanaat oluşmasında etkindir. Toplantılar bu kadar önemli olduğundan dolayı bazı noktalara dikkat etmemiz gerekmektedir. Toplantılara asla geç kalmamalıyız. Beden dilimize dikkat etmeliyiz, izlendiğimizi hiçbir zaman unutmamalıyız. Göz teması kurmaya dikkat etmeli ve kendimizden emin olduğumuzu duruş tarzımızla belirtmeliyiz. Olaylara karşımızdaki kişinin de en az bizim kadar akıllı ve konuya hakim olduğu ön kabulü ile yaklaşmalıyız. Konuşurken sözcüklerimizi iyi belirlemeli, tabiri caizse sözcüklerin efendisi olmalıyız. Seçtiğimiz sözcükler kadar bunları nasıl söylediğimiz de çok önemlidir. Empati kurmalı, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koymalıyız. Beklentilerini tahmin edebilmeli, içinde bulunduğu ruh halini algılamalı ve ona göre davranmalıyız.

Bahsedecek daha çok şey var, belki daha sonra devam ederiz. Şimdilik son cümlelerle bitirelim.

Gerçekten yürekten inanıyor muyuz asıl yapmak istediğimiz işin şu anda yaptığımız iş olduğuna. Beş günümüzü vererek, iki günümüzü istediğimiz gibi değerlendirmeye çalışıyoruz. Şunu bilmeliyiz ki, bir şeyin değeri, elde ettiğimizde değil, onun için ödediğimizde yani maliyetinde yatar. Asıl olanın, değerlerimizi yitirmeden,  içimizdeki çocuğu öldürmeden, hedeflerimize ulaşmaya çalışmak olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Unutmayalım; farklı olursak algılanırız, aynı kalırsak anlamsızlaşırız.

Tekrar görüşmek üzere J()J

17 Aralık 2012 Pazartesi

Arkadaşım olur musun...

Arkadaşlık, dostluk nedir gerçekten,
Kolay mıdır biriyle dost olmak, arkadaş olmak
Madem bu kadar kolay niye ikiye ayırırız arkadaşlığı
Biri uzun ömürlüdür, diğeri ise gelip geçicidir gözümüzde.
Bir hayli zordur arkadaş olmak, dost olmak bir başkasıyla,
Çaba gerektirir, zaman alır,
Arkadaşının kötü gününde yanında olmayı gerektirir,
Sırrını paylaşmayı, senin de dertlerin varken derdini dinlemeyi,
Uzakta da olsa yakınında olabilmeyi gerektirir.
Hiçbir çıkar gözetmeden yardımcı olmayı,
O seni aramayı atlasa da, arayıp hatırını sormayı,
Kalp kalbe karşı olmayı,
Kırgınlarını bir kenara itmeyi,
Bazen susup sabretmeyi,
Anlayışla yaklaşmayı,
Arkanı döndüğünde emin hissetmeyi gerektirir.
Gözünü kapatıp inanmayı,
Sözüne güvenmeyi gerektirir.
Çıkar dünyasında zor da olsa sahip çıkmayı gerektirir,
Saf sevgiye, arkadaşlığa,
Azalsa da gitgide sayıları
Dimdik ayakta durmayı gerektirir,
Eğilmeden, esnemeden.
O yüzden belki de insanlar hep gerçek arkadaş, gerçek dost arayışındalar,
Yalnızlar, yalnızlaşıyorlar.
Menfaati uğruna sizle birlikte olanlar bir gün gelir gider,
Aramaz sormaz olurlar.
Bırakın gitsinler, zaten bir gün gitmeyecekler miydi.
Güvenebileceğim, sırtını dayayabileceğin arkadaşın var mı?
Bir düşün!
Sayısı önemli değil,
Varsa gerçekten,
Sıkıca sarıl arkadaşlığına,
Hiç ama hiç bırakma.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Bencil miyiz gerçekten!


İnsan sevgide bencildir.
Hep sevilmeyi ister,
Karşılıksız.
Şekeri sever ama,
Onu kendisi gibi seven karıncaya
Tahammülü yoktur.
İzin vermez sevdiklerinin paylaşılmasına,
Gizler sevgisini, göstermez.
Ama etrafındakiler hep onu kucaklasın ister sevgiyle.
Bilmez ki sevgi sahiplenilendir,
Yaratılan her şeyin ortak olduğu.
Cömertçe harcanıp ta,
Hiçbir zaman tükenmeyen,
Tek kaynaktır belki de
İnsanın elinde olan.

4 Kasım 2012 Pazar

Kocaman bir MERHABA :))

Hayata merhaba dedikten sonra bu merhaba biraz havada kalacak ama, o merhabanın üzerinden çok yıllar geçti, yinelemekte sakınca yok sanırım; hem her merhaba yeni bir başlangıç değil midir?

Evet "yayım" hayatıma merhaba diyorum bu an itibariyle...
Aslında yeni değil yazma alışkanlığım, sadece yazdıklarımı paylaşmıyordum; ki sordum kendi kendime niye paylaşmayayım diye, "hayat paylaşınca güzel" sloganına atıfta bulunarak verdim cevabımı.  

İnsanlar yalnız yaşayamazlar, niye mi; çünkü paylaşmaları gerekir birçok şeyi. Ben de paylaşmaya karar verdim, bakalım neler çıkacak ben de merakla bekliyorum.!