31 Mayıs 2014 Cumartesi

Çekirdek Karam

Bir aşk, ayrılmaz bir dost, bir sırdaş, dert ortağı, vazgeçilmez bir lezzet, bir ritüel ve daha neler ifade ediyor bir çoğumuz için. Bir çekirdeğe neler sığdırmış, ne anlamlar yüklemişiz.

1754-1839 yıllarında yaşamış Talleyrand şöyle tanımlıyor kahveyi:
“Şeytan gibi kara, Cehennem kadar sıcak, Melek gibi saf, Aşk kadar tatlı”

Etiyopya’nın Kaffa bölgesinde Kaldi adında bir keçi çobanı, otlattığı keçilerin kahve çekirdeklerini yedikten sonra canlandığını, geceleri daha az uyuduğunu fark eder. Kendi de dener ve aynı şekilde etkilendiğini görür. KAHVE serüveninin böylelikle başladığı söylenir.
16. yüzyıla kadar öğütülüp içecek olarak kullanılan ham kahve meyvesinin, o yıllarda Yemen’den çıkartılması yasaktı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, sarayın kahveyle ilk tanışması Yemen valisi Özdemir Paşa sayesinde olmuştur. Dünyada ilk kahvehane, 1554 yılında Hakem ve Şems adında Suriyeli iki Arap tarafından İstanbul Tahtakale’de açıldı. 1600’lerin başında Avrupada’ki ilk kahvehane Venedik’te açıldı. 1630 yılında İstanbul’da 55 kahvehane ve 100 kadar kahve satıcısı vardı. 1637 yılında bir Türk mülteci, Oxford’a ilk kahveyi götürdü ve tanıttı. Uyarıcı özelliği ile der çalışma sürelerini uzatan kahve üniversite öğrencileri tarafından çok sevildi. 1669 yılında Padişah 4. Mehmet’in Fransa Büyükelçisi Hoşsohbet Süleyman Ağa tarafından, 14. Lui’nin sarayında ilk tanıtımı yapılmış ve soylular arasında ayrıcalıklı bir keyif haline gelmişti. 1683 yılında Osmanlı ordusu Viyana kuşatmasından dönerken, yanlarındaki ağır yüklerden biri olan kahve çekirdeklerini geride bırakmışlardı. Bir iddiaya göre, Viyanalıların deve yemi sandıkları kahve çekirdeklerini toplayan ve Osmanlı’dan kahveyi tanıyan Polonyalı bir göçmen, Viyana’daki ilk kahvehaneyi açmıştı. 

1689 yılında Cafe de Procope adında, ilk kahvehane Paris’te açılmış ve bugüne kadar hizmet vermeye devam etmiştir. 1713 yılında Hollanda’lılar Fransa Kralı 14. Louis’e kahve fidanları hediye ederler. Kralın himayesinde ilk kahve seraları kurulur.

1723 yılında, Mathieu Gabriel adındaki Fransız Deniz subayı, kahve çekirdeklerini Güney Amerika’nın kuzeyinde Atlas Okyanusu’ndaki Martinik adasına götürür. Bu tohumlar, 50 yıl sonra yaklaşık 20 milyon ağaca ulaşarak Orta ve Güney Amerika’nın kahve cenneti olmasını sağlarlar. Bugün bu bölge dünya kahve rekoltesinin %80-90 oranında kaynağı durumundadır. 

1773 yılında İngiltere’ye bağlı Amerikan kolonileri, İngiliz Kralı’nın çaya uyguladığı yüksek vergiyi protesto etmek için “Boston Tea Party” adındaki eylem ile içme alışkanlıklarını çaydan kahveye dönüştürmüşler ve kahveyi Kuzey Amerika kıtasının ulusal içeceği haline getirmişlerdi.

18.yüzyılın başlarından itibaren bütün Avrupa’ya hızla yayılan kahvehaneler, edebiyatçılar, sanatçılar, siyasiler ve filozoflar için önemli toplanma ve fikir üretim merkezlerinden biri haline gelmeye başladı. 

1938 yılında ilk çözünebilir granül hazır kahve üretildi. İkinci dünya savaşında müttefik askerlerine dağıtılan bu pratik kahve tüm dünyaya hızla yayıldı. 

Kahve çekirdekleri ikiye ayrılır. Bunlar Robusta ve Arabica olarak isimlendirilmektedir.

Robusta:
-Dünya üretiminin %25’ini oluşturur.
-Deniz seviyesinden itibaren 200-900 m arasındaki yüksekliklerde Arabika’ya göre daha kolay koşullarda yetişir.
-Kafein oranı ortalama %2 en fazla %3,5’tir.
-Çiğ olarak kahvemsi sarı renktedir.
-Yuvarlak ve küçüktür.
-Düşük asiditeye sahiptir.
-Düşük aroma, acımsı lezzet ve yoğun kıvam

Arabica:
-Dünya üretiminin %75’ini oluşturur.
-Deniz seviyesinden itibaren 900-2000 m arasındaki zor koşullarda yetişir. Narindir.
-Kafein oranı ortalama %1,2 en fazla %2,5 ‘tir.
-Çiğ olarak mavimsi yeşil renktedir.
-Daha iri ve uzundur.
-Yüksek asiditeye sahiptir.
-Kalıcı aroma, güçlü lezzet

Kahve üreticisi ülkeler, iklim ideal sıcaklığa ve neme sahip dünyanın dört bölgesinde toplanmıştır. Bunlar; Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler, Afrika, Güney Asya ve Pasifik Adaları

Türk Kahvesi:
Telvesiyle diğer kahvelerden önemli bir şekilde farklılık gösterir. İyi bir Türk kahvesi için, sert olmayan soğuk su fincanla ölçülerek cezveye doldurulur. Her fincan için yaklaşık 2 çay kaşığı (5 gr.) taze çekilmiş kahve ve istenen miktarda şeker (orta kahve için fincan başına 2 adet küp şeker) ilave edilir ve karıştırılır. 15-20 dakika cezvenin sık sık ateşe sürülüp geri çekilmesiyle kaynamaya başlar. Oluşan köpük fincanlara pay edilir. Kalan kahve, taşana kadar pişirilmeye devam edilir ve fincanlara boşaltılır. Diğer kahvelere göre, ağızda kahve lezzetinin en uzun süreli ve yoğun bir şekilde hissedildiği pişirme yöntemidir. Ben ise cezvede iyice karıştırdıktan sonra ocağı en kısık ateşine alıyor ve cezveyi ateşin üstüne koyup bir iki dakika kadar da ateş üzerinde karıştırıyorum ve sonra kaşığı içinden alıyor ve cezveye bir daha hiç dokunmuyorum. Telve üzerinde kabarıp içe çökmeden önce cezveyi ocaktan alıp önce telveyi fincanlara pay ediyor sonra üstlerini tamamlıyorum. Tercih sizin hangi yöntem daha uygunsa size onu tercih edebilirsiniz.

Kavurma Dereceleri:
Kahve çekirdeğinin aromasını ve tadını ortaya çıkaran kavurma işlemi, aynı zamanda çeşitlilikten doğan renk yelpazesi oluşturur. Kavurmada amaç, her çekirdek türünün yöresine, yapısına ve tüketim şekline göre doğru derecede kavrulmasını sağlayarak, en üst seviyedeki lezzet ve aromasını elde etmektir.

Açık: Mükemmel derecede kaliteli, narin ve yükseklerde yetişen Arabica türü kahve çekirdekleri için kullanılır. Asitliği yüksek ve tarçın rengindedir.
Orta: Diğer adı Amerikan tipi olan orta derecede kavrulan çekirdekler, yüzeyi yağlı değildir. Kahverengidir.
Koyu: Bu derecede kavrulan çekirdeklerin yüzeyi yağlı ve çok koyu kahverengidir.
Çifte kavrulmuş: Bitter çikolata rengindedir. Dark French veya French Roast olarak da tabir edilir.
İtalyan: Espresso Roast da denilen bu derecede kavrulmuş çekirdekler, siyah denecek kadar koyu renktedir. Yüzeyleri ise çok yağlıdır.
Gurme kahveler genellikle orta ve açık seviyesinde kavrulur. Yüksek lezzette karamel tadında bir kahve ortaya çıkar.
Kahve ne kadar koyu kavrulursa asiditesi o kadar düşer. Asiditenin düşmesi, Espresso kahve dışında, genellikle arzu edilen bir durum değildir.

Öğütme:
Tip: Sık sık ve azar azar öğütün, kahveniz taze kalsın.
Kavrulma derecelerine göre kahvenin öğütülme performansı değişir. Örneğin koyu kavrulmuş kahve çekilirken daha kırılgan olduğundan irili ufaklı parçacıklar oluşabilir. Genelde, Kalın/Kaba, orta, ince diye ayrılır. 






Çözünebilir Hazır Kahve:
Nemi ve telvesi alınmış saf kahve özüdür. Dehidrasyon yöntemiyle kahve, basınçlı bir bölüm içinde sıcak sudan süzülerek buharlaştırılır. Böylece kurutmaya uygun kıvamda kahve sıvısı meydana gelir. Bu işlemlerin sonucunda Klasik ve Gold olarak iki tür kahve elde edilir.

Sprey kurutma: Klasik. Robusta türü çekirdeklerden, kahve sıvısının püskürtme teknolojisi kullanılarak kurutulmasıyla üretilir. Yoğun kıvamı, ince granül yapısıyla sert içimli bir kahvedir.
Dondurarak kurutma: Gold. Çoğunluğu Arabica türü kahve çekirdeklerinden, kahve sıvısının dondurulup kırılma yöntemiyle üretilir. Zengin aroması, dolgun granül yapısıyla, yumuşak içimli bir kahvedir.
Dekafeinize: Kafeinsiz kahve, canlılık veren maddelerin içeriğinin azaltılarak, kahvenin kavrulmadan önce su buharından geçirilmesi yöntemiyle üretilir.
Hazır Kahve, kavanoz kapağı açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmesi tavsiye edilir. Kapağı hava almayacak şekilde sıkıca kapalı tutulmalıdır. Her zaman kuru kaşık kullanılarak servis yapılmalıdır. 

Kahve Saklama Koşulları:
Kahve nasıl yetişmiş, kavrulmuş, çekilmiş ve pişirilmiş olursa olsun, kalitesi öncelikle bir olguya bağlıdır, o da TAZELİK. Kahve orijinal paketinde saklanmalı ve başka bir kaba boşaltılmamalıdır. Eğer paket açıldıktan sonra kapatılamıyorsa, açılmış kısmı elle sıkıca kapatıp, lastik veya klips ile tutturduktan sonra aynı ebatta hava geçirmez bir kapta saklanmalıdır. Sadece çekirdek kahve, aynı yöntemle buzdolabında veya derin dondurucuda saklanabilir. Öğütülmüş kahveyi derin dondurucuya koymak iyi bir fikir değildir. Öğütülmüş kahveyi küçük miktarlar halinde, kilitli poşetlerde saklayabilirsiniz. Kilitlemeden önce içindeki havayı olabildiğince dışarı bastırmanız gerekir. Kahve çevresindeki kokuları çok kolay çeker. Bu nedenle yoğun kokulu ortamlardan uzak tutulması gerekir. En ideal çözüm, küçük ambalajlanmış kahve satın almak olabilir. Ambalaj boyutu kullanım miktarı ve sıklığıyla doğru orantılı olmalıdır. Toplu alışverişlerde 1-2 büyük paket yerine 5-10 küçük paketi tercih edebilirsiniz. 

Kahve Lezzeti:
Kahvenin tadını tarif eden çeşitli deyimler vardır. Tercih edilen tatlar: Asitsi, acımsı (bitter) tatlı, zengin, yumuşak, düzgün, kadifemsi, baharatlı. Tercih edilmeyen tadlar ise; düz, otsu, çamurumsu veya ekşidir.
Kafein: Ortalama bir bardak kahvede 60-90 mg kafein bulunur. Robusta cinsi kahvede Arabica’ya göre çok daha fazla kafein bulunur.
Kahvenin yanı sıra yaklaşık 60 bitkide kafein vardır. Çay, Kakao, Cola bunlardan bazılarıdır ve bu bitkilerin kullanıldığı çikolata ve cola gibi bazı gazlı içeceklerde bulunur.
Kafein, merkezi sinir sitemine ve beyindeki dolaşıma etki ederek enerjik hissettirir ve baş ağrılarını hafifletir. Baş ağrısı ve soğuk algınlığında kullanılan ilaçlarda sıklıkla kafein bulunur. Aynı zamanda diüretiktir. Bu nedenle kahvenin yanında bir bardak su servis edilmelidir. Zihinsel faaliyet ve konsantrasyonu arttırır. Kahve “uyandırıcı”dır ancak “ayıltmaz” bu nedenle içkiyi fazla kaçırınca kahveyi değil uyumayı tercih etmelidir. Kafeine toleransı olmayan veya uykusuzluk sorunu yaşayan kimseler kafeinsiz kahve tercih edebilirler. Su ile temas süresi en uzun olan pişirilme şekli olduğundan, Türk kahvesi diğerlerine göre biraz daha fazla kafein içerir. 

Kahve Arkadaşları:

Su: Kahveyi pişirdiğimiz su neredeyse kahve kadar önemlidir. Çünkü bu içecek %98 sudan oluşur. Uzmanlar biraz sert bir su kullanılmasını ve böylece ilave olacak az miktarda mineralin kahve lezzetine olumlu etki edeceğini söylemektedir.
*Pişirmeye daima taze ve soğuk su ile başlayın.
*Kahvenizi asla kaynar su ile hazırlamayın.
*Kahve ve su birbirine karıştıktan sonra kahve lezzetinin açığa çıkması için gereken süre (temas süresi) pişirme metodlarına göre değişir. Önemli olan pişirme metodlarında uzun süreli “temas” gerektiriyorsa kahvenin daha kalın çekilmiş (örneğin filtre kahve), kısa süreli temas gerektiriyorsa kahvenin ince çekilmiş (örneğin espresso), olmasıdır.


Süt: Az yağlı sütlerin daha hızlı köpürdükleri doğrudur. Eğer tadını seviyorsanız tabi. UHT ve pastörize sütler iyi bir seçim olabilir. Lezzet önemliyse tam yağlı süt tercih edilmelidir. Köpürteceğiniz sütün çok soğuk olması ve köpürtme işlemi sırasında çok fazla ısıtılmaması gerekir.

Şeker: Rafine veya ham şeker, kahverengi şeker, akide şekeri hepsi tamamen zevkinize bağlı olarak kullanılabilir.


Çikolata: Kahvenin lezzetini arttırıcı etki yapar, bu nedenle bazı kahvelerin üzerinde çikolata ile kombine edildiğini anlatan (mocha) ibaresi vardır. Süt köpüğünün üzerine rende veya pudra şeklinde çikolata çok yakışır. Aynı zamanda kahvenin yanına konan bir minik çikolata, çikolata kaplamalı kahve çekirdeği veya çikolata bisküvi zarif bir lezzet birlikteliği oluşturur. 

Esanslar ve Tatlandırıcılar: Vanilya, tarçın, meyve aromaları, fındık, badem, karamel, nane, zencefil, kakule, yıldız anason, Hindistan cevizi, alkollü içecekler, likörler (özellikle Cointreau gibi portakal bazlı olanlar), konyak, Calvados, brandy, grapa, viski ve rakı istenirse kahveye eşlik edebilir.



French Press: Avrupa ve ABD de çok popüler olan bu kahve pişirme yöntemi, bir cam silindir, içinde silindir çapında yassı paslanmaz çelikten yapılmış bir filtre ve cam silindir ağzında kapağı ve tutacağı olan metal bir çubuktan oluşan mekanizmadır.



Bir silme kaşık (7-8 gr) filtre kahve kalınlığında çekilmiş kahve French Press’e konur. 90 °C’deki su, karıştırarak üst kısmına kadar doldurulur. Mekanizmanın üst kısmında bulunan süzgeç, çubuğun ucundaki tutacaktan bastırılarak aşağı doğru itilir. Böylelikle kahvenin suya nüfuz etmesi sağlanır. Bu yöntemde, kahve ve suyun cam silindir içinde herhangi bir filtreden geçmeden doğrudan demlenmesini sağladığı için kahveye tat veren yağlar kaybolmamaktadır.



Sanırım hiç birimiz bu eşsiz lezzete ve onun kokusuna karşı koyamıyoruz. Afiyet olsunJJ